|
|
February 09
|
|
|
Günümüz insanı aşka aşık, aşığa değil! Aşkların kısa dönem askerlik gibi kısa sürmesinin nedeni herhalde bu.
Zaplanan aşıklar dönemi bu dönem! Kanaldan kanala geçer gibi aşıktan aşığa geçiliyor. Peki bu neden böyle oluyor? Çünkü insan insana sevgisiz, insan insana tahammülsüz, insan insan için fedakarlık duygusunu yitirmiş, insan insana kendini adamaktan kaçıyor.
Oysa fedakarlık, adanmışlık varsa vardır aşk. Fedakarlığın, adanmışlığın yaşamadığı yerde yaşamaz aşk.
Ne yazık ki uğruna kendini adadığı ne bir ideali var günümüz insanının... Ne de uğruna kendini adadığı bir aşkı.
Nerde ideali, aşkı uğruna her şeyden vazgeçen dünün insanı... Nerde hiçbir şey için hiçbir şeyden vazgeçmeyen bugünün insanı.
Bugünün insanı aşkta da köşe dönmeci. Emek harcamadan yaşamak istediği gibi, emek harcamadan aşk yaşamak istiyor.
Sevmeden sevilmek, vermeden almak istiyor. Hiç değilse bir koyup üç almak istiyor. Bir koyup üç alamadı mı ilişki bitiyor. İlişkiler çıkar, menfaat üzerine kurulu. Elektriklenmeler kısa devre. Bir günlük elektriklenmeler, bir gecelik sevişmeler aşk sanılıyor.
Sevgili bayanlar baylar, aşka ayıp oluyor!!!!!! | November 10
Aşk iksirinin tarifi Kalbinizdeki o büyülü duygunun bir tarifi olduğunu biliyor muydunuz.... Aşk, doğa eczanesinde nasıl elde edilir diye hiç düşündünüz mü? Birileri düşünmüş olmalı ki, aşkın reçetesi hazırlandı... Dozunu tutturmaksa sizin kalbinize kaldı.
Yapılışı: Aşkı elde etmek için türlü yöntemler vardır. Birinci yöntem için ilkel maddeler, para, bir çift söz ve kesici gözdür. Fakat bu yöntem pahalı olduğu için, başka yollarla elde edilir. Ancak bu şekilde elde edilen aşk saf değildir.
Görünümü: Pembe renkli kristallerden olusur. Kalbe yerleşir. Keskin lezzetlidir. Özellikle iç organlarda hissedilir. İlk resmi tanımı Adem ile Havva tarafından yapılmış, sonra insanlar tarafından geliştirilmiştir.
Bileşimi: Kaba sözlerden alınır. Formülü hemen değişir. Aslında aşk dayanıklı bir madde değildir. Parasızlık, yalancılıkla uyum sağlayamaz.
Saflık oranı: Aşkın ne ölçüde saf olduğunu anlamak için ihanet, aldatma ve dalga geçmeye karşı ne ölçüde dayanıklı olduğunu test etmek gerekir.
Etkileri: Aşk enjekte edilmiş ve hassas tartılmış bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararası düzeyde en az Romeo-Juliet, Türkiye`ye göre de Leyla Mecnun aşkına eşittir.
Uygun doz: Nişan ve nikahta az dozlarla alınmalıdır. Aşk, çeşitli biçimlerde görülebilir.
Belirtileri: Kalp çarpıntısı, uçma hissi, gözlerde kararma, sevdiğinden başkasını görememe şeklinde özel bir görememe durumu. Uykusuzluk, iştahsızlık da cabası...
Kullanımı: Kalbi hızlandırmak için, alçak dozda. Sinir sistemini uyarmak için yüksek dozda. Moral ve cesaret verici neşelendirici. Ancak belli dozu yoktur. Hiç alınmazsa kişide kompleks yaratır. Yüksek dozda öldürücü, alçak dozda güldürücü etkisi vardır.
AŞK NEDİRR?
Ask neymis ögrenelim bakalim )
Sesini duydugunuz anda avuclariniz terlemeye, kalbiniz deli gibi carpmaya basliyorsa...Bu ask degil HOSLANMAKtir.
Ellerinizi ondan cekemiyor surekli dokunmak sarilmak istiyorsaniz..Bu ask degil ARZULAMAK tir
Yaninizda bir tek o oldugu icin onu istiyorsaniz....Bu ask degil YALNIZLIKtir
Herkes onunla olmanizi bekledigi icin onunlaysaniz...Bu ask degil SADAKAT tir.
Size sicak, yakin davrandigi icin onunlaysaniz...Bu ask degil KENDINE GUVENSIZLIK tir
Uzulmesini istemediginiz icin onunlaysaniz...Bu ask degil ACIMAKtir...
Ona deger verdiginiz icin hatalarini hosgoruyorsaniz..Bu ask degil ARKADASLIK tir...
Butun gun ondan baska hicbirsey dusunmediginizi soyluyorsaniz..Bu ask degil KOCA BIR YALAN dir..(aslinda olablr)
Onun iyiligi icin kendinizden cok Sey feda edebiliyorsaniz...Bu ask degil YARDIMSEVERLIK tir...
O uzgunken sizin de kalbiniz aciyorsa...Iste bu ASKtir...
Tarif edemediginiz bir cekim yuzunden ondan bir turlu kopamadiginizi dusunuyorsaniz.. Iste bu ASKtir...
O herkese guclu gorunmesine ragmen icindeki zayifligi hissedebiliyorsaniz..Iste bu ASK tir...
Baskalarini da cekici bulmaniza ragmen hic pismanlik duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsaniz..Iste bu ASK tir...
Bu yaziyi ASKı baska Seylerle karistirmasini istemediginiz butun arkadaslariniza gondermeniz dilegiyle............
Bir ara gönderirim diyosanız işte bu BAHANEDİR....Hemen gönderiyomusunuz ??? İŞTE BU İLETİŞİMDİR VE ŞAHANEDİR.................... )))) 
:( ATAMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ!!! :(
...ATAM İZİNDEYİZ...
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!
November 07
KADIN;
Tanrı yaprağın hafifliğini,ceylanın bakışını,güneş ışıgının kıvancını,sisin göz yaşını aldı;rüzgarın kararsızlığını,tavşanın ürkekliğini buna ekledi.Onların üzerine kıymetli taşların sertliğini balın tadını,kaplanın yırtıcılığını,ateşin yakıcılıgını,kışın soğuğunu,saksağanın gevezeliğini,kumrunun sevgisini kattı.Bütün bunları karıştırdı,eritti ve kadını yaptı.Yarattığı kadını erkeğe armağan etti...

ERKEK;
Tanrı ,kaplumbağanın yavaşlığını,boğanın bakışlarını,fırtına bulutlarının kasvetini,tilkinin kurnazlığını,boğanın dehşetini aldı;sülüğün yapışkanlığını,kedinin nankörlüğünü,hindinin kabarışını,gergedan derisinin sertliğini onlara ekledi.Bunların üzerine ayının kabalığını,bukalemunun şıpsevdiliğini,sivrisineğin vızıltısını kattı ve erkeği yarattı. Yarattığı erkeği adam etsin diye kadına verdi...
ama işimiz biras zor biz kadınlar olarak...

1. Modeminizi kapattiginizda icinizde bir burukluk hissediyorsaniz;
2. Defterinizdeki tum adreslerde @ varsa;
3. Internet erisimi olmadigi icin annenizle haberlesemiyorsaniz;
4. Telefon faturaniz 2 sayfadan fazlaysa;
5. Esiniz resti cekip "Hayir, bilgisayar yataga giremez!" dediyse;
6. Bilgisayar masanizin sandalyesini bir klozetle degistirmeyi dusunduyseniz;
7. Gulumsediginizde basinizi yan ceviriyorsaniz; :-)
8. Esiniz devamli olarak evlilikte iletisimin onemini vurguluyorsa ve siz de bunun uzerine kendisine yeni bir telefon hatti ve modem aldiysaniz;
9. Kelime islemcinizle birseyler yazarken her noktadan sonra "com" yaziyorsaniz.com
10. "0,1,2,3,4,5,6,7,8,9,A,B,C,D,..." diye sayiyorsaniz;
11. Ruyalariniz 256 renkse;
12. Uyumaya calisirken sleep(8*3600) diye dusunuyorsaniz;
13. Asansore bindiginizde gitmek istediginiz kata ait dugmeyi cift tikliyorsaniz. Bu internet işini biraz fazla abartmışsınız demektir
hemen bir doktora görünmelisiniz! 

aLoNuN GeRÇeK YüZü :)
Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo" sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo'dur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı. Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "Alo" idi. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell'i telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.Yaşlı Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell'i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı. Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.

BiLGiSaYaR NaSıL BoZuLuR
Bilgisayarınızı, direkt güneş ışığı alabilecek bir yerde kullanın. Yakınlarda kalorifer veya benzeri bir ısıtma cihazı da bulunursa iyi olur. Ortamın nemli olması, olaya ayrı bir anlam katacaktır. )
Bilgisayarınız kilitlendiği zaman, ''reset'' tuşuyla filan uğraşmayın. Power tuşuyla kapatın ve birkaç saniye bile geçmeden hemen açın.
Elektrikler kesildiğinde, bilgisayarınızı kapatmayın. Elektrik geldiğinde yaşanacak ani voltaj değişiminin, monitörünüzde oluşturacağı görüntü ile sabit diskinizden gelecek garip seslerin senfonik uyumu size ilginç bile gelebilir. )
Bilgisayar masanızı sabitlemeyin. Böylece her tuşa bastığınızda sallanan bilgisayar, size ''interaktif'' bir his verecektir. ))
Bilgisayarınızın kasasını, havalandırma delikleri kapanacak şekilde bir duvara yaslayın. Böylece işlemcinizin soğuması için gereken hava dolaşımını ve ısı kaybını önleyebilir, bilgisayarınızla ''sıcak'' ilişkiler kurabilirsiniz. )))))
Bilgisayar monitörünüzde sabit bir görüntüyü saatlerce tutun. Böylece, monitörünüzün fosfor tabakasında oluşacak zedelenme sonucu, monitorünüz kapalı iken bile o görüntünün siluetini görebilirsiniz. ))
Bilgisayarınızın fişini topraksız bir prize takın. Aynı prizden diğer elektronik cihazların da güç sağlaması, bilgisayarınıza giden akımda hoş değişiklikler yapacaktır. )
Küçük kardesinizin veya çocuğunuzun bilgisayarınızın disket sürücüsüne bozuk para ve benzeri şeyleri sokmasına aldırmayın. Bilgisayarınızın içinde birikecek bozuk paralar, ona tasarruf alışkanlığı, bilgisayar tamircinize de para kazandıracaktır. ))
Eğer modem kartı, ses kartı ve benzeri kartları çok sık takip çıkartıyorsanız, her seferinde bilgisayarınızın kasasındaki o vidaları açmak büyük dert haline gelebilir. ) Hele bir de yildiz tornavidaniz yoksa, bu iş bir eziyet halini alabilir. Bu kadar uğrasacağınıza, birakın bilgisayarınızın kasası sürekli açık kalsın. Annenize de söyleyin, sehpanın tozunu alırken bilgisayarınızın devrelerine de bir el atsın. )))))
Tüm bunlari yaptığınız halde, bilgisayarınız hala çalışmakta ısrar ediyorsa, en etkili ve son çare olarak kaldiırıp pencereden atabilirsiniz. )))
Sevgiler..... 

November 03
hakkımızda cıkan haberler...
benim space kardeşim olmak istiyorsan...
<A href="http://spaces.msn.com/members/eceshirine35"><IMG style="WIDTH: 167px; HEIGHT: 165px" height=299 src="http://img385.imageshack.us/img385/2934/shirine4qi.jpg" width=204></A>
kopyala..



October 29
space imi gezdiğiniz için tşkLer... 

-
> ocak 1 - 9 --- isırgan otu
> ocak 10 - 24 --- ebemgümeci
> ocak 25 - 31 ---dereotu
> şubat 1 - 5 --- bildiğimiz ot
> $ubat 6 - 14 ---Çimen
> $ubat 5 - 21 --- maydanoz
> $ubat 22 - 28 --- kıvırcık
> mart 1 - 12 --- sarmaşık
> mart 13 - 15 ---dereotu
> mart 16 - 23 ---ebemgümeci
> mart 24 - 31 --- bildiğimiz ot
> nisan 1 - 3 --- isırgan otu
> nisan 4 - 14 ---kıvırcık
> nisan 15 - 26 ---ebemgümeci
> nisan 27 - 30 --- maydanoz
> mayıs 1 - 13 --- sarmaşık
> mayıs 14 - 21 ---Çimen
> mayıs 22 - 31 ---dereotu
> haziran 1 - 3 --- ebemgümeci
> haziran 4 - 14 ---maydanoz
> haziran 15 - 20 --- isırgan otu
> haziran 21 -24 ---sarmaşık
> haziran 25 - 30 --- bildiğimiz ot
> temmuz 1 - 9 ---ebemgümeci
> temmuz 10 - 15 --- isırgan otu
> temmuz 16 - 26 ---Çimen
> temmuz 27 - 31 --- bildiğimiz ot
> agustos 1 - 15 --- sarmaşık
> agustos 16 - 25 ---ebemgümeci
> agustos 26 - 31 --- maydanoz
> eylul 1 - 14 ---Çimen
> eylul 15 - 27--- bildiğimiz ot
> eylul 28 - 30--- isırgan otu
> ekim 1 - 15 ---sarmaşık
> ekim 16 - 27 --- maydanoz
> ekim 28 - 31 ---kıvırcık
> kasim 1 - 16 --- dereotu
> kasim 17 -30 ---bildiğimiz ot
> aralik 1 - 16 ---isırgan otu
> aralik 17 - 25 --- sarmaşık
> aralik 26 - 31 ---Çimen
> isırgan otu > > cekici ve populersiniz.. kolayca arkadaş edinebiliyorsunuz.. kendinden emin > tavirlarinizla grup icinde liderlige yakışıyorsunuz. eğer sizin > liderliğinizi kabul etmiyorlarsa uygun bir yöntemle kabul ettiriyosunuz, > yine olmazsa ısırıyosunuz...
> > bildiğimiz ot > > utangac ve sevimlisiniz. tanimadiginiz insanlarla konuşmayi sevmez ama > arkadaşlarınızla herşeyi paylaşabilirsiniz. arkadaş seçiminde oldukça > dikkatlisiniz. sevilen birisiniz. doğayı çok seversiniz öylesine bir otsunuz
> > sarmaşık > > yerinde duramayan birisiniz. durmadan ona buna sarılıp duruyosunuz cok > arkadaşınız var ve sosyal yaşamınız cok renkli. dedikoduyu biraz > seviyorsunuz. sizi taniyan sizin gibi biri daha olmadigini duşünüyor. dikkat > cekmeyi cok seviyorsunuz.
> > kıvırcık > > esrarengiz birisiniz. ne zaman nasil > davranacaginiz pek belli olmuyor. bazen herşeye salata oluyosunuz. cogu > şeyden ilk sizin haberiniz oluyor bu yuzden cok ilgi görüyorsunuz.
> > ebemgümeci > > sessiz sakin ama cok zekisiniz. dost canlisi, sevilmeyi bekleyen > tavirlariniz ilgi cekiyor. her yerde olmayan insan sağlığına yararlı bir > kişiliğe sahipsiniz kucuk bir arkadaş grubu size yetiyor. fazla populer > olmasaniz da yakinlarinin el ustunde tuttugu birisiniz
> > > dereotu > > siz lider olmak icin dogmuşsunuz. ama yapacak bişey yok bazı > organizasyonlarda sadece değişik tad bırakıyorsunuz o kadar. sözünü > dinleten, dediğini yaptiran birisiniz. kararli tavirlariniz cevrenizdekileri > etkiliyor. insanlarin arkadaş olmak isteyebiliceği birisiniz.
> > maydanoz > > uyumlu, herşeye maydanoz olmak burdan gelir sıcakkanlı birisiniz. size nasil > davranilmasini istiyorsaniz siz de herkese oyle davraniyorsunuz. sadık ve > dürüstsünüz, yapmacık insanlara ve dedikoduya karşısınız.
> > Çimen > > cok hassas ve narinsiniz. (çimlere basmayın ) kolay aşık oluyorsunuz. > ne cok utangac ne cok girişkensiniz. arkadaş grubunuzda kırılmaması icin > kollanan birisiniz bunlarda OT :)
-

A
İLLA da ilişkilerinizde romantizm diye tutturduğunuz söylenemez!Daha çok aksiyonla ilgilisiniz. Hareket lazım size, hareket. Üstelik uğraştığınız herşeyde. Flört edecek kadar sabırlı değilsiniz. Ama dobralığınıza söyleyecek hiçbir şey yok. Eşiniz çok çekici olmalı. Özellikle fiziksel yönden. Çünkü bir şehvet düşkünü olarak siz buna çok önem verirsiniz.
B
Duysallık ve romantizm sizin özelliğiniz. Mum ışığında yemek, ayışığında yürümek sizin için ideal. Sevgiliniz size hediye almak zorunda çünkü bu tür numaralardan hoşlanıyorsunuz. İradeniz çok kuvvetli. Özellikle seks konusunda. Ama sevginizi ifade etme kabiliyetiniz muazzam.
C
Sosyallik paçalarınızdan akıyor. Siz flörtsüz de duramazsınız. Sevgiliniz yandı her an yanınızda olmak zorunda. Tamam duygulu ve duyarlısınız ama seks de önemli değil mi? Biraz bencilsiniz, ne ayıp, sanki eşiniz, sevgiliniz size tapmak zorunda! Seksi sevmenize rağmen çok uzun süre hayatınızda seks olmadan yaşayabilirsiniz.
D
Kafaya takmaya görün! Onu mutlaka elde edersiniz. imkansız olsa bile kolay kolay vazgeçmezsiniz. Yardımseverliğin bu kadarı da fazla. Popülerliğinizin kaynağı da bu. Sıfatlarınız şunlar: Seksi, sadık, kıskanç ve bencil.
E
Gevezesiniz. En büyük zevkiniz konuşmak. Eşiniz dinlemekten hoşlanmıyorsa yandınız. Eş değiştirmek zorundasınız. Çünkü konuşmak sizin için bir ihtiyaç. Hayatınızdaki herşey derli toplu olmalı. Uyumsuzluk ve karmaşadan nefret ediyorsunuz. Siz herşeyi kontrol etmek istiyorsunuz. Çok flört ediyorsunuz. Sizin için flört seksten önemli. Ama bir kere kalbinizi kaptırmaya görün, dünyanın en sadık insanı oluverirsiniz. Size uygun sevgili bulamazsanız, iyi bir kitapla da idare edebilirsiniz.
F
İdeal sevgili, ideal romantik. Sevgilinizi ilahlaştırıyorsunuz. Üstelik bundan zevk alıyorsunuz. Dışarıdan gösteriş düşkünü olarak görülebilirsiniz ama içinizde sıcak ve romantik bir insan var. Umarım peşinde koştuğunuz ideal sevgiliye ulaşırsınız.
G
Sizin için söylenecek iki sözcük: Müşkülpesent ve ayrıntıcı. Biraz özentisiniz. Statüsü sizden yüksek insanlarla ilişki kurmaya bayılıyorsunuz. Ayrıca bir özelliğiniz daha var, erotizmin zirvesine nasıl ulaşabileceğinizi iyi biliyorsunuz.
H
Sürekli bir arayış içindesiniz. Üstelik ne aradığınızı dabiliyorsunuz:Sizi her yönden zenginleştirecek bir partner. Onun için herşeyi yapabilirsiniz. Ama buna yatırım gözüyle yapmanız iyi değil. İtirafedin bazen yapıyorsunuz!
İ
Sevilmek için yaratılmış birisiniz. Sevgilinizin size tapması için herşeyi yaparsınız. Ama unuttuğunuz bir şey var, herşeyi hep ondan bekliyorsunuz. Bu kadar çabuk kırılmanızın nedeni bu. Sizin için aslolan güven duygusudur. Seks ise sadece doyurulması gereken bir ihtiyaç.
J
Müthiş bir fiziksel enerjiniz var. Sevişirken hiçbir güç sizi durduramaz. Partnerinizin yorulması hariç! Sizin için karşı cinsle ilişki bir meydan okuma. Romantik olduğunuz söylenebilir ama sizi asıl ilgilendiren baştan çıkarmak. İdeal aşka inanıyorsunuz. İşiniz kolay değil.
K
Ketum ve utangaçmış gibi görünüyorsunuz ama son derece şehvetli veduyarlı bir insansınız. Ama bunu kimseye çaktırmıyorsunuz. Ticari kabiliyetleriniz maşallah. Bu işin bütün ayrıntılarına hakimsiniz. Ciddi görüntünüz insanlarda çekingenlik yaratıyor. Aldatmaktan ve aldatılmaktan nefret edersiniz.
L
Aşk sizin için tutkuyla eşdeğer. Sevilmekten çok sevmeye önem veriyorsunuz.Birine bağlanmak sizin için çok değerli. Aşk konusunda her alanda başarı garanti. Bu yüzden biraz maymun iştahlısınız. Yeni tadlar deneme potansiyeline sahipsiniz. Tuzlu mu, tatlı mı, ekşi mi? Sevgilinizin işi zor çünkü entellektüel olmak zorunda.
M
Çok duygusalsınız. Çok ama. Bir ilişkiye girdiğinizde tüm benliğinizeriyip gidiyor. Seks özgürlüğüne inanıyor gibi görünseniz de, lafta, doğru değil.Fantezileriniz ve seksüel enerjiniz tükenecekmiş gibi durmuyor.Birlikte olduğunuz insanı çocuk gibi koruyup, kolluyorsunuz. Ama onun bundan sıkılabileceğini hiç düşünmüyorsunuz.
N
Sizi yakından tanıyanların asla inanmadığı iki sıfatınız var: Masum ve çekingen. Bu sadece dış görünüşünüz. Son derece aldatıcı. Seks konusunda çok yeteneklisiniz. Sekste tekdüzeliğe asla tahammülünüz yoktur. Maalesef mükemmelliyetçisiniz bu yüzden de sizin standartlarınıza uygun birini bulmanız çok zor oluyor.
O
Oooo sekse çok düşkünsünüz! Ama biraz da çekingensiniz. Enerjinizibaşka alanlara yönlendirmeniz bu yüzden. Para ve güç sizin için çıkış yolu. Düşkün olmanıza rağmen seksi ciddi bir iş gibi görüyorsunuz, karşınızdakini de seksüel bir obje gibi. Bu yüzden itirazlar geliyor
P
Sizin için hayatın anlamı sosyal statü. Biriyle birlikte olabilmenizzor. Çünkü eli yüzü düzgün olmayan biri sizin statünüzü düşürür. Üstelik çok da zeki olmalı çünkü siz tartışmadan duramazsınız. Bu sizin için bir ihtiyaç!
R
Birlikte olmak için en iyisi kendinizi kopyalamanız olurdu. Çünküsizin tıpkı kendiniz gibi birine ihtiyacınız var: Entellektüel ve zeki. Akıl sizin için fiziksel güzellikten daha önemli. Ama bu seksin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Eşiniz yatakta etkili değilse, öğretmekten zevk alırsınız.
S
Seks sizin için zevkten daha öte bir şey! İş, stres, para, dışetkenler seks hayatınızı olumsuz yönde kolayca etkileyebiliyor. Ama herşeye rağmen asla seks duygunuzu tamamen kaybetmiyorsunuz. İhtiyacınız sürekli ilgi.Allah kolaylık versin.
T
Tam bir romantik. Aşka düşkünsünüz. Flört için ideal bir tipsiniz.Aşık olduğunuzda romantiksiniz ve bu yüzden de kırılgansınız. Ufak biraksilik ayakların ızın yere basmasını sağlar. Anında gerçekçi olursunuz.
U
Tam bir paradoks. Aşık olduğunda gerçekçi, aşık olmadığı zamanlardaaşka aşık bir tip. Her zaman değer verecek birini arar. Sevmek içinyaratılmıştır. Sevgilisini herşeyin üzerinde tutar.
V
Sizden adam olmaz, her zaman özgürlük ve heyecan peşindesiniz,üstelik gizemli insanlar ilginizi çekmek ne kelime, sizi büyüler. Ya yaşça büyük ya da küçük insanların peşinde koşarsınız. Bu yüzden bütün ilişkileriniz tehlikelidir.
Y
Bağımsızlık, sloganınızdır. Biriyle olmanız zor, haliyle. Her zamankendinizi ispatlamak zorundasınız. Özellikle sevgilinize karşı. Ya oda kendini ispatlamaya kalkarsa? Ama Allah için son derece açık veçekici bir insansınız. Sekse önem veriyorsunuz. Ama para daha önemli. Ne ayıp!
Z
Aşkın acı çekmek olduğunu artık biliyorsunuz. Samimi, hassas,duygusal ve hayalperestsiniz. Başı dertte olan insanlar için, sizden daha iyi biri bulunamaz. Üstelik her zaman da sevgilinizin kurtarıcısısınız. Ama paylaşmaktan çok hoşlanmıyorsunuz. Özel hayatınızı, sırlarınızı kendinize saklıyorsunuz. Belli olmasa da seksi seviyorsunuz. Evlenmek zorundasınız yoksa yapamazsınız.
 October 26
COK CICI
HARIKA
COK TATLIIII
BAYILDIMMM
October 25 Bunlar doğru değil diye bağırmak, hatta karşısındaki adamı parçalamak istedi, hem de tek tek her zerresine ayırarak..olmazdı ama yapamazdı ki... Salon etrafında döndü, döndü, döndü... Başka biri vardı demek, bunca yıllık emek başka tenin çekiciliğine kurban edilmişti demek... Ya benim sevgim, ya benim aldanmışlığım... Çok güvendiği adam ne kadar kolay unutmuştu demek tüm yaşanmışlığı... Hiçbirşey söylemedi, söyleyemedi, boğulduğunu hissetti. Afallamıştı, şaşkındı çok; bağırarak ağlamak, isyan etmek geliyordu içinden ama bir yumruk gelip oturmuştu işte boğazına, yapamadı. Kalktı usulca, farkında olmadan balkona çıktı, beyaz taşların üzerine oturdu, kolları iki yanda başını kaldırdı yıldızlara baktı uzun uzun... Orda olmak istedi, o kadar uzakta, olamadı... Gece ne zaman şafağa söktü, serinlemiş hava da... Kalktı yatağına gitti, hiçbirşey olmamış gibi uyuyan adamın yüzüne bir tokat almak geldi içinden ama yine kendini tuttu. Gitti kanepeye uzandı, yumdu gözlerini, uyumak istedi, uyanınca herşey bir rüyaymış çok şükür demek istedi, bunu tüm hücreleriyle istedi... Uyandı, herşey aynıydı. Sıkı sıkı yumdu gözlerini, tekrar açtı...Yok, kahretsin değişen hiçbir şey yok! Yokoluştuysa o günler, ilk günü başlamıştı işte... Sorunu olan kadınlar ilk iş kuaföre gider, demişti biri geçen gün. Aniden fırladı bir yere yetişircesine koşar adımlarla kuaförüne gitti... Saçımı değiştir kes, boya... Yap birşeyler ama kalktığımda bu ben olmayayım dedi. Saçları kesildi, boyandı, fönlendi. Güzel oldum dedi içinden. Ama ya gözlerim, bu hüzün kaç saç bakımında silinir ki...Eve gitti alışık adımlarla.. Kapıya anahtarı soktu, açıldı kapı, yüzüne başka tenlerin kokusu vurdu, midesi bulandı. Tuvalete koştu çıkardı içindekileri tüm yaşanmışlığı temizleyecekmiş gibi...Ah aptal kadın! En kötüsü belirsizlikmiş, dedi, ne yapacağını bilmiyordu. Filmlerdeki onurlu kadın tavrıyla kapıyı çarpıp gitmek istiyordu, adamın yine filmlerdeki gibi pişmanca yalvaracağını umarak...Ama gidemiyordu çok emek verilmiş bu sevgiye bir şans tanımak istiyordu. Ondan şans isteyen bile yokken üstelik... Beynindeki yanılsamalar işte tam da bu an başladı. Kocası bir çeşit hastaydı, yanında olmalıydı ona yardım etmeliydi, birşeyler yapmalıydı. Yoksa kadınca bir kaybetme korkusuyla istemdışı bir mücadele miydi , anlamadı hiç bunu. Şaşılası bir hızla tüm tavırlarını “hiçbirşey olmamış” a çevirdi, mutfağa gitti yemek yapmaya başladı, özenerek, tek tek severek her sebzeyi... Lanet olsun neden lezzetli olmuyor ki bu! Elimdeki mutluluk gitti ondan mı diye düşündü , düşünmesiyle de hemen hep yaptığı gibi bilinçaltına itti bunu da. Yok canım domatesler sera domatesi , hiç benzer mi bahçe domatesine. Hah, kokusu bile yok ki tadı olsun... Unuttu tencereyi ocakta, salona gitti... Kokusuz domatesler, soğanlar da karardı kaldı ocakta, tıpkı içi gibi... Olağanüstü bir enerjiyle koltukların yerini değiştirdi tam üç kez, sırtından terler akıyordu, kolları ağrıdı...Ağrıdıkça unuttu, ağrıdıkça daha büyük bir gayretle çalıştı. Koskoca halıyı sildi büyük bir hırsla defalarca...Camları ovaladı, p! arlattı, vitrinin örtülerini değiştirdi, içindekileri tek tek okşarcasına sildi. Çok güzel olmuştu, işte bu benim yuvam, dedi, gururla. Kapının eşiğine oturup eserini keyifli gözlerle izlemeye başladı, bir de sigara yaktı, uzattı ayaklarını.... Vitrindeki çiziğe takıldı gözü, ilk evimizi yerleştirirken olmuştu, kapıya sürtünmüştü taşırken, nasıl üzülmüşlerdi, daha taksitleri bile bitmedi diye. Üzülme demişti, kocası, üzülme... Bizim mutluluğumuz minicik bir çiziği görmeyecek bu evde...Hep mutlu olacağız hep!!! Şu küçük hurda televizyonu da atmaya kıyamadılar hiç, oysa şimdi kocaman ekranlı bir tane varken..Ama onu ikinci el eşya satan bir dükkandan alıp koymamışlar mıydı başköşeye, atmaya kıyamadılar anıların hatırına ... En güzel örtülerle süsledi onu hep, üstünde de mutlu fotoğrafları... Hayvannn diye haykırdı, hayvansın, nasıl yaptın, nasıl unuttun? Böğürerek ağladığının ayırdına vardığında kendini durdurması imkansızdı. Günlerdir biriken ne varsa kusuyordu, sefilce ağlıy! ordu, evin salonunda mutfağında yankılandı ağlaması, hıçkırıkları,.. Duvarlar sustu, vitrin sustu, televizyon sustu...Hepsi dinlediler...Sonra sesi yavaş yavaş küçük iç çekişlere kaldı. Kendini sürükleyerek banyoya attı, suyun altına girdi, hiç kıpırdamadan gözlerinden sicim gibi yaşlar inerek ne kadar kaldı suyun altında farkına bile varmadı. Uyumak istiyordu, uyumak... Uyandığında tüm belirsizliğin dağıldığını görmek, hayat onu uykudayken nereye bırakmışsa, kalkıp ordan devam etmek istiyordu. Birileri birşeyler yapsa, uyutsalar onu... Zaman neyi çözmemiş ki, hangi acı sonsuza kadar sürmüş ki? Sonraki günler, içinde büyük bir sessizlikle, büyük bir kurulukla geçti, sadece nefes alıyordu, çok sevdiği kahvenin bile tadı, kokusu eskisi gibi değildi... Ağlamak bile zor geliyordu ona, parmağını dahi kıpırdatmadan içine gömülü günler, aylar geçirdi. Ve birgün diğer kadından gelen mesajı gördü telefonda, sadece git dedi adama, haketmiyorsun hiçbirşeyi, git... Adam gitti. Kapıyı kapattı ardından, mekanik adımlarla mutfağa gitti, içecek bişeyler hazırladı, televizyonu, ama büyük ekran olanı, açtı. Kendini de şaşırtan bir ilgiyle izledi filmi, film çok acıklı geldi ona nedense, gözyaşlarıyla oyuncuların gerçekliğini kutladı. Sonra sildi gözlerini, ertesi gün giyeceği kıyafetleri çıkardı dolaptan tek tek...Yattı, uyudu... Her geçen gün aşk sandığı duyguyla hesaplaşmasını sürdürdü. Meğer ne çok dibe saklamış kendini yıllarca, dehşetle farketti. Sanki kendi kendine bir evlilik masalı yaratmıştı da onunla mutlu oluyormuş, adamla paylaşamadığı ne çok şey varmış içinde kalan. Şaşırdı, afalladı...Şaşırdıkça netleşti herşey...Beyni sanki bilinçaltına ittiği ne varsa dışarı kusuyordu tek tek. Bu adam mıydı sevdiği, kendine inanamadı, hayatındaki en önemli tutkularını bile paylaşamadığı bu adam mıydı hayatını bu hale getiren. Buna nasıl izin verdiğine inanamadı, bu kadar acıyı çekmesine anlam veremedi. Acımı çektim bitti artık, ben bunları haketmiyorum dedi tüm inancıyla. Aynanın karşısına geçti. Düzelecek herşey eskisinden güzel bir hayatın olacak, az güven, az cesaret, az onur, az kendinin farkında ol, silkelen bitsin artık.... Balkona çıktı, yağmur yağmış! Yıkanmış çamlarla karışık toprak kokusunu ciğerlerine çekti keyifle. Orta şekerli bir türk kahvesi yaptı sonra kendine. Kahve yudumunu ağzında ! tuttu, kokusunu tadını hissetti, hissedebilmenin keyfini sürdü, aylar sonra... 15 gün sonra adama bir mahkeme celbi ulaştı. Hakedemediği hayattan çıkarılışını bildiren celbi okurken onun da aklına geldi vitrindeki çizik...  KaDıNLaR KaDar HiÇ BiR ZaMaN SaDıK oLaMaDıLaR...
 Aya cikan Türk Astronotlari ve Yer Ekibinin Dialogu böyle olurdu herhalde: - Houston.. - Efendim abi... - Aya inmek üzereyiz... - Hadi hayirlisi... - Kraterli olandi di mi ay? - Houston... - Evet Apollo, ay yürüyüsünüz bitti mi? - Bitti bitmesine de bu Ayi Cemal tutturdu gelmisken Amerikan bayragini sökelim, bizimkini koyalim diye, onu ararken kaybolduk, az daha oksijenimiz bitiyordu. - Buldunuz mu bari? - Bulduk ama sökemedik, nasil dikmislerse gavurlar... Cemal yarin ay araciyla üzerinden gecmeyi deneyecek... - Helal olsun aslanlar... Size güveniyoruz... - Houston... - Apollo? - Ya bu Cemal Fener bayragi getirmis yaninda, aya onu da dikmek istiyor, yere de topladigimiz taslardan "Efsane geri döndü" yazdi... Ben hayatta terk etmem burayi o bayrak buradayken... Bir cim bom bayragi yollayin hemen... - Merak etme Apollo, biliyordum ben o hosafin böyle bisiy yapacagini... Acil oksijen depolarinin oldugu yere bakarsan göreceksin ki oksijen tüpleri orada yok... niye? Cünkü kardesin oraya anli sanli dev bir GS bayragi koydu.. - Hehe.. büyüksün Houston... seni seviyorum... Yenilse de yense de... - Houston - Nedir? - Abi ben cok sikildim burada, su dönüs tarihini öne alalim diyecektim... - Olur mu, daha Satürn'e gidip örnek alacaksiniz! - Abi ben hep örnek almisimdir Satürn'ü zaten, bi an önce dönelim... diyorum - Ya Apollo, bak sinirimi bozma, kitlerim kumanda aletlerinizi buradan, bi daha dönmek nasip olmaz!!! - Ama abi ya... - Sus sus ! - Apollo! - Buyur Houstoncugum - Venüs'ten tas örneklerini aldiniz mi? - Aldik aldik, bi sürü tasimiz oldu, simdi dönmek üzere yola ciktik, 24 saatte yörüngeye gireriz.. - Cok iyi. Bilim adina önemli seyler yaptiniz.. - Ya bisey sorcam Houston... - Sor.. - Neden sadece tas toplattiniz bize, o kadar böcek, cicek vardi, bi de o tek gözlü yaratiklardan da getirseydik? - Hastir, neden söylemediniz? - Neyi abi? - Houston bisey sorcam, biz niye topladik bu tasdi kumdu falan, ne yapcaz ki bunlari? - Bilimsel arastirmalar icin, evrenin sirlarini gizlerini ögrenmek icin falan, biliyorsun bunlar bi cok konuda bizleri aydinlatabilir.. - Yani cok önemli seyler bunlar yani? - Evet Apollo, hadi yörüngeye girmek üzeresiniz, hazirlanin artik bu arada sen niye soruyon bunlari??? - Valla Houston, ben bu örnekleri topladiktan sonra Cemal Abi'ye vermistim, gemiye koy diye, o da zannetmiski kapiya kadar götürecek, ben oradan alip bagaja koycam, yani senin anlayacagin biz onlari ayda unuttuk galiba... - Neeee? - Abi yörüngeye giriyoz, sonra konusalim.. - Houston? - Apollo.. - Houston bisiy diycem ama kapatmak yok.. - Go ahead Apollo.. - Houston 10 aydir uzaydayim, burada bu kadar astronot, kozmonot arkadasla irtibatim oldu, yeminle söylüyorum, sen hepsine bes basarsin. Seni neden yer ekibine vermisler anlamis degilim. - Sorma hocam, bir takim politik olaylara kurban gittik, cok büyük yanlislar yapildi bize... - Sen digerlerinden farklisin, halk adamisin sen. Seni seviyorum Houston... - Ben de seni Apollo... -Apollo napiyosunuz orda bu duman da ne? - Mangal yakiyoruz güzel kardesim. Hapla olmaz ki bu beslenme isi. Bilememissiniz siz. - Karbonmonoksitten zehirlenme ihtimaliniz var, derhal söndürün. - Hop alooo. Delikanli adama birsey olmaz. - Turkship 2ABC4, motorlari kapattiniz. Bir sorun mu var? - Yok be Houston. jupiter cekiyo zaten, bosa aldim. Fazla yakmasin alet. - Alo Houston, benzin bitti ne yapalim? - Ne yaptin lan o kadar benzini, ictin mi? - Yok bee, yörüngeye inerken bir ufoyla yaristim. Ama varyaa sana ne diyim ne hizdi bee. - Deme! - Houston... Ruslarla kenetlenmemize olanak yok. - Neden? - Hanim kiziyor. "Burada kenetlendigin yetmiyor mu ruslarla? Bi de orada kenetleneceksin" diyor. - Houston!! Houston diyorum alow!! - Ne var nooldu? - Cemal abiyi dövüyorlar yetisin. - Houston, Mars'da hayat yok abi. 9 dedi mi yatiyorlar herifler. Canimiz sikildi. Dönüyoruz biz.. - Houston, Alien filminin sonunda ne oluyordu biliyon mu? Benim aldigim VCD'nin 2. CD'si bozuk cikmisti da izleyemediydim. - Nerden aklina geldi simdi? - Cemal abinin kafaya birsey yapisti da, cikaramiyoruz. O sebeple... - Houston, ilk yardim cantasi neredeydi? - Yine ne halt yediniz? - Gecen Usak'ta tasa tuttugumuz uzaylilarla karsilastik. Tanidi bizi herifler. Kirdilar Cemal abinin fanusu. - Houston? - Efendim? - Vali Bey'e söyle, yarin okullari tatil etsin. Kar geliyor. Ben gördüm  October 24  Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup kaybettiğim yerdeyim. İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım. Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydin, yoksa kalıp yanımda savaşmalı mı?... Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm yollarsa sana çıkıyor… Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye devam etmeliyim... Yürümeliyim ardıma bile bakmadan, yürümeliyim parçalayarak değerleri ve sevgileri, yok ederek yaşadığım tüm zamanları... Nasılda acımasız zaman. Nasıl da yüceltmiştim seni gözümde. Tutup kendi ellerimle koymuştum en yükseğe, sonra keyifle izlemiştim yüceliğini. Ama yine ben bitirmeliyim. Tutup kollarından indirmeliyim olduğun yerden. Ya da seni ölene kadar yaşatmalıyım içimde..... Ne kadar zor bir karar.. Bir yanım: “Bir daha kimse, hiç kimse onun kadar çok sevilmeyecek”, derken, bir yanım sakin, sessiz... Zaman geçiyor, acım dinmiyor. Kapanmıyor yaralarım.. Tükenirken ben, aklımda bir tek sen... Görüyor musun, yine konuşuyorum ama sessizce. Susmayı öğreniyor yüreğim.. Ama ben kararımı verdim... Seninle olduğum zamanları düşünmek bile bana mutlulukların en büyüğünü yaşatıyor.. Seni Seviyorum ve Ölene Kadar Seveceğim... 
Heyecanlı bir ses: "Merkez tarandık". Merkez: "Hayır efendim aranmadınız". .... 4512: "Merkez! Alet kontrol" Merkez: "Elinizdeki alet değil, cihaz" 4512: "Aletin cihaz olduğu anlaşıldı merkez" .... Şöför: "Müdürüm, araç intikal etsin mi?" Müdür: "Etsin, ama içinde şöförüde olsun" ..... Merkez: "Camide son durum nedir?" 5436: "Cenazeler mezarlığa seyir halindeler". ..... 4536: "Merkez, orta kilolu, kara renkli, boynuzlu bir tosun kaybolmuş" Merkez: "Anlaşıldı. İstasyonlar not alın. Kaybolan tosun eşkali veriyorum" ..... 3370: "Bir minibüs at arabasına çarpmış, at vefat etmiş". Merkez: "Başın sağ olsun evladım. ..... Merkez: "Ananın Yeri'nde kavga ihbarı var. Ekip intikal etsin". 7443: "Anlaşıldı Merkez, Ananın Yeri'ne ekibimle seyir halindeyiz". ..... 7553: "Kaçan aracı takip halindeyiz". Merkez: "Anlaşıldı. Mevkiiniz?" 7553: "Kaybolduk Merkez!..." ..... Merkez: "Mevkiiniz?" 4566: "Cumhuriyet caddesi". Merkez: "Tam mevkiiniz?" 4566: "Arabadayız Merkez". ..... 5452: "Bahse konu aracı aldık, inceliyoruz, tamam" Merkez: "Araç alkollü mü?" 5452: "Olumsuz efendim, araç dizelmiş". ..... 4512: "Merkez, hırsız kaçıyor!" Merkez: "Anlaşıldı, nereden nereye kaçıyor?" 4512: "Şuraya doğru kaçıyor". Merkez: "Biri 4512'den telsizi alsın, adam gibi tarif etsin". ..... 3345: "Yonca Evcimik konserindeki son durum nedir?" 6220: "Henüz Abone'yi söylemedi amirim". ..... 5433: "Caddede şüpheli bir paket var." Merkez: "Anlaşıldı, çevre güvenliğini alın, pakete dokunmayın. Uzman ekip seyir halinde" 5433: <3 dakika sonra> "Uzman ekibe gerek yok. Paket boş". Merkez: "Nereden anladınız, 'Çevre güvenliğini alın' demiştik". 5433: " Üzerinden kamyon geçti efendim". ..... Merkez: "İskeledeki aracın belgelerini alın". 5426: "Araç feribota binmekte..." Merkez: "Belgeleri muhakkak alın". 5426: "Doğrudur Merkez, ben de feribota biniyorum". 5426: <5 dakika sonra> "Aracın belgelerini aldım". Merkez: "Derhal merkez karakoluna intikal edin". 5426: "Olumsuz Merkez. Feribot hareket etti. Ben karşıya geçiyorum. 1700 feribotu ile dönerim". Sensiz yaşanılacak olan bir hayata atılmaktan korkuyorum.Böyle bir hayatta ayakta durabileceğimi hiç sanmıyorum.Sonu hiç gelmeyecek gibi görünen yaz gecelerinde sensizlik beni bitirmeyecek de ne yapacak? Seni sevmek mutluluksa,ben çok mutluydum.Senin de mutlu olduğunu düşünüyordum.Bu mutluluğum hiçbir zaman bitmeyecek çünkü ben seni hep seveceğim,sevgi bende var oldukça. Aşık olup da kavuşamamak insana acı verebilir ama ayrılığın verdiği acının yanında hiçbir şeydir.Aşık insanın umudu büyük olur,ayrılığın umudu ise sönük bir ateş gibidir. Gecenin bu saatinde ikimizi sorgulayıp hangimizin suçlu olduğunu bulmak,bir çare olacak mı ayrılığımıza? Suç kimin olursa olsun, o suçun oluşmasına olanak veren daima her iki taraftır. Sevmek çok zor değil,zor olan ;sevgiyi devamlı barındırabilmektir.Arada küçük kaçamaklar olsa da her zaman sevgiye yer bıraktığımı düşünüyorum. Ayrılıklara neden olan en büyük yanılgımız;sevmek ve sevilmek kavramlarına farklı açılardan bakmamızdır.İşin içine saygıyı da almayan bir düşüncenin doğruluğunu kabul etmek bana çok mantıksız geliyor. Her olayda olduğu gibi duygularda da sadece kendi tarafımdan bakmıyorum.Yada şöyle söyleyeyim sadece kendimi düşünerek sevmek ve sevilmek gibi bir düşüncem yoktur. Yaşaman gerekenleri,sevginin hak ettiği duyguları yaşaman için üzerime düşen her şeyi yapmaya hazırım hiç bir karşılık beklemeden.Sonu bana acı verse de yine yaparım.Bugüne kadar ben öyle yaşadım.Doğru mu yaptım yanlış mı?Bilmiyorum. Ama bu yolda yürümeye devam edeceğimi biliyorum. Bu benim hayat felsefemdir.Bundan taviz vermek,kendi değerlerimi hiçe saymak anlamına gelir ki,böyle bir durumda da boşlukta dolanan bir cisim gibi bir o yana bir bu yana savrulacağımı biliyorum. Seni sevdiğim için "seni seviyorum"diye haykırmadım sevgi nedir bilmeyen insanlara.Mutluluğu yakalama şansını yitirmemen uğruna ayrılığı seçtim.Acı veren, zor bir karardı benim için. Gün gelir de bu kararım mutluluğuna bir katkısı olacaksa, bilki ben hiç bir acıyı yaşamadım. Sevmek acı verir, sevmemek de. Sen hangisini yaşıyorsun şu an? Ben seni yaşıyorum birtanem.   KLASİK TEPKİ: "Sıraya geç kardeşim"  NEOKLASİK TEPKİ: "Şeker kardeşim sıraya geçiver" REALİST TEPKİ: "Sıra var" SURREALİST TEPKİ: "Sallandıracaksın bunlardan ikisini kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mı?" ROMANTİK TEPKİ: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz" NATURALİST TEPKİ: "Sırana geç" MODERN TEPKİ: "Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da" POST-MODERN: "Sırana geç lan ayı!" UZLASIMCI: "Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi" DEVRİMCİ: "Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek" KADERCİ: "iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür" FELSEFECİ (septik-kuşkucu): "Ön ve arka kavramları gorecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir" KANT'CI: "Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur" KOTÜMSER VAROLUŞCU: "Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek" İYİMSER VAROLUŞCU: "Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor" HUMANİST: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz."   • kendi dirsegini yalamanin imkansiz oldugunu ? • ordegin vakvaklamasinin yanki yaratmadigini ve bunu kimsenin aciklayamadigini? • dunyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arizalarin %23 unun, makinenin ustune oturup kendi popolarinin fotokopisini cekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldigini? • yasamin boyunca uyku sirasinda yaklasik 70 bocek ve 10 orumcek yiyecegini?( Mmmmh!! • idrarin zifiri karanlikta parladigini? • eger cok siddetli hapsirirsan, kaburgalarindan birini kirabilecegini? • hapsirmayi engellemeye calisirsan,basindaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini? • hapsirdigin sirada gozlerini acik tutmaya calisirsan, yerlerinden firlayabileceklerini? • domuzlarin vucut yapilarindan dolayi hicbir zaman baslarini yukari kaldirip gokyuzune bakamadiklarini? • dunya nufusunun %50 sinin hic telefonla konusmadigini? • farelerin ve atlarin kusamadiklarini? • 1 saat sureyle kulaklikla birsey dinlemenin kulaktaki bakteri sayisini %700 arttirdigini? • cakmagin kibritten once bulundugunu? • parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan icin benzersiz oldugunu? • bu yaziyi okuyan insanlarin %75 inden fazlasinin, dirseklerini yalamaya calisacaklarini BİLİYORMUYDUNUZ???
18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı.
ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.
Amerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor.
Amerika’da satışa sunulan ilk cd, Bruce springsteen`in "Born in Theusa" albümüdür.
Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir.
Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır. Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.
Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.
Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur
Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.
Bir Big Mac hamburgerin ekmeğinde ortalama 178 adet susam bulunuyor.
Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.
Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor.
Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar.
Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir.
Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki kadar gelişmiştir.
Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
Bir kromozom bir genden daha büyüktür.
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.
Buckingham sarayında 602 oda bulunuyor.
Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg
Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur. Central park`ta yüzmek yasalara aykırıdır.
Çocuklar baharda daha fazla buyuyor.
Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.
Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat buyur... Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur.
Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.
Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven’da yayımlanmıştı.
Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi cinliler.
Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır.
Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor
Eğer Barbie gerçekten yaşasaydı vücut ölçüleri 97–72- 82 cm olacaktı.
Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.
Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.
En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
En yakin oldukları noktada, Rusya ve Amerikanın birbirlerine uzaklıkları dört km `den daha azdır.
Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar.
Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.
Fareler kusamaz.
Filler zıplayamayan tek memelidir.
Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
Gözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır.
Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez.
Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent" anlamına gelmektedir.
Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
Günümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır.
Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.
Hapşırdığınız zaman, kalbiniz de dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur.
Hapşırırken Burnu ya da Ağzı Kapamak, Felce Neden Oluyor.
Havuca rengini karoten verir.
Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.
Her dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor.
Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.
Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta cin’dir.
Hindistan`da oyun kâğıtları yuvarlaktır.
Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır.
Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
İleri doğru bir adim atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır.
İlk çamaşır makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co. Tarafından pazarlandı.
İnciler sirkede erir.
İnek sütünün pH değeri 6’dır.
İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikâyesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.
İngiltere’deki bütün kuğular kraliçenin malidir.
İnsan beyninin % 80’i sudur.
İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg’dır.
İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak başparmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
İnsanlar beyinlerinin sadece %10’unu kullanırlar.
İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor.
İnsanlar yaşamları boyunca altı filin ağırlığına eşit miktarda yiyecek tüketiyorlar.
İnternetin yıllık büyüme yüzdesi 314.000’dir.
Kadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar.
Kanada, Kızılderili dilinde "büyük koy" anlamına gelmektedir.
Kangurular geri geri yürüyemezler.
Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır.
Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kaşı harekete geçirmek gerekiyor.
Kediler ultrason seslerini duyarlar.
Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.
Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
Kış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.
Kıta isimlerinin hepsi ayni harfle başlayıp ayni harfle biter.
Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.
Kopeklerin ter bezleri ayaklarındadır.
Kutup ayıları solaktır.
Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.
Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı.
Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
Mexico City her sene 25 cm kadar batıyor.
Mickey Mouse’dan önce en meşhur çizgi film kahramanı Felix The Cat’di.
Monako’nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir.
Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.
New York bir zamanlar Amsterdam`dı.
Newton, yer çekimi kanununu fark ettiği zaman 23 yaşındaydı.
Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.
Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon ton.
Ortalama bir insan hayati boyunca iki yılını telefonda konuşarak harcıyor.
Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor. Bu oranı tutturmak için bir insanin yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli.
Ortalama olarak, Amerika’da günde üç adet cinsiyet değiştirme operasyonu gerçekleşmektedir.
Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor.
Pablo Picasso, parasızlık çektiği gençlik günlerinde yaptığı resimleri yakarak ısınırdı.
Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kustur.
Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur.
Rodin’in unlu ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir.
Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.
Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.
Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir
Sadece dişi kanaryalar ötebilir.
Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
Sağ elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama dokuz yıl daha fazla yaşıyorlar.
Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
Salatalığın yüzde 96’si sudur.
Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.
Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.
Sığırların dört tane midesi vardır.
Sihirli sözcük‘Abrakadabra’ ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti.
Sineklerin beş gözü vardır.
Suudi Arabistan’da hiç ırmak yoktur.
Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
Tarantulalar iki bucuk yıl yiyeceksiz yaşayabilirler.
Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altın 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.
Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar.
Timsahlar renk korudur.
Tom sawyer daktiloda yazılan ilk romandır.
Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.
Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori harcıyoruz.
Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler Segar tarafından yaratıldı.
Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.
Venus saat yönünde dönen tek gezegendir.
Virginia woolf kitaplarının çoğunu ayakta yazmıştır.
Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.
Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.
Yazar Rudyard Kipling sadece siyah mürekkep kullanırdı.
Yeni Zelanda, dünyadaki her türlü iklimin yaşandığı tek ülkedir.
Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır.
Yıllara göre ortalama alındığında, her sene eşekler tarafından öldürülen insan sayısı uçak kazalarında ölenlerin sayısından daha fazla.
Yunuslar bir gözleri açık uyurlar.
Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.
Zürafalar 35 cm uzunluğunda siyah bir dile sahiptirler.
Zürafalar yüzemez. Yüzse bile kesin boğulur
Zürafaların ses telleri yoktur. + Kardan adama tekme atma veya bozmaya calisma hastaligi, + Yeni atilmis bir betona basma ve isim yazma hastaligi, + Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, biyik ve gözlük yapma hastaligi, + En iyi arabayi ben kullaniyorum zannetme hastaligi, + Kar topunun içine buz koyma hastaligi, + Cep telefonu kullaniminin yasak oldugu ortamlarda illede görüsme yapma hastaligi, + Belediyenin duraklara koydugu saatlerin yelkovan ve akrebini sökme hastaligi, + Kumsalda Deve güresi yapma hastaligi, + Sahin marka arabayi, Dogan görünümlü yapma hastaligi, + Agaçlara ve parktaki banklara kalp ve isim bas harfi kazima hastaligi, + Derslerini çalisip sinifini geçenleri inek sanma hastaligi, + Meslegimizdeki ünvanimizi Ingilizce olarak söyleme hastaligi, + Tiki olan insanlarin tikleri ile ugrasma hastaligi, + Iskambil kagitlarindan kule yapan birinin kulesini bozmaya çalisma hastaligi, + Cep telefonu ile bagira bagira konusma hastaligi, + Reklam için duvarlara veya panolara yapistirilan afisleri yirtma hastaligi, + Tuvalet duvarlarini defter sanma hastaligi, + Otobüs duraklarina "Atesli sevisirim beni ara" yazma hastaligi, + Trafikte bizi geçen bir araçi mutlaka yakalayip onu geçmeyi ilke sayma hastaligi, + Sinyal verir vermez serit degistirip, kazaya sebebiyet verdigimizde sinyal verdik görmüyonmu deme hastaligi,  En büyüğü 10 yaşında olan bir grup akıllı bıdığa "Sence aşk nedir?"  diye sormuşlar. Cevaplara bakınca anlıyoruz ki, gerçekten çağ atlıyoruz. Çocukluğumuzda bize "Aşk nedir?" diye sorsalar ne cevap verirdik? Aramızdan cevap verebilen çıkar mıydı? Evet, belki kendi aramızda "Aşk bir sudur iç iç kudur" türünden bir tekerleme yuvarlayıp işin içinden çıkardık ama aşağıdaki türden yargılara ulaşacak verimiz olmadığı gibi, dile getirmeye de utanırdık galiba! İşte cevaplar: - Aşk, sevgilimizle aramızda bi sürü kötü şey meydana gelmeden önce  hissettiğimiz şeydir. - Benim anneannem sırtından hasta olmuştu ve eğilemediği için ayak tırnaklarına oje süremiyordu, dedemin de parmakları hasta olmasına rağmen anneannemin ayak tırnaklarına hep oje sürüyordu. Bence aşk budur. (Evet yaaa. evet yaaa) - Sizin adınız size aşık olan birinin ağzından daha değişik çıkar, o size adınızı söylediği zaman "benim ne güzel adım var" diye düşünürsünüz... (Hakikaten! Hiç böyle düşünmemiştim.) - Aşk birlikte yemeğe gittiğimiz zaman sevgilimizin kendi kızarmış patateslerini bizim tabağımıza koyması ve bizim tabağımızdan hiçbir şey almamasıdır. (İşte bu en güzeliydi) - Aşk, biri sizi ne kadar kırmış olsa da sırf o üzülür diye ona kötü bişey söylememektir. (Canımm yaa evet öööle, ama...)  - Aşk çok yorgun olduğumuzda bizi gülümseten bişeydir. (Daha nasıl anlatılabilir ki?) - Aşk, annemiz babamıza kahve yaptığı zaman ona götürüp vermeden önce kendisinin bir yudum içmesi ve tadının çok güzel olduğunu kontrol etmesidir. (Bi de illa ki de paylaşmaktır) - Aşk, sevgilimiz bişey söylüyorsa yılbaşı hediyelerini açmayı bile bırakıp onu dinlemektir. (Şimdi ağlicam ama, bu da ikinci en güzel tarif) - 'Senden nefret ediyorum' dediğimiz birine ilerde aşık oluruz. (Hadiseyi çabuk kavramış  ) - Aşk sarılmaktır... Aşk öpüşmektir... Aşk "hayır" demektir. (Bu da çabuk çözmüş :-))) - Aşk sevgilimizin her şeyini bildikten sonra bile onunla çok iyi arkadaş olabilmektir. (Cidden ağlicam.) - Aşk kocamız çok terliyken ve kötü kokuyorken bile ona "Sen Bruce Willis'ten daha yakışıklısın" demektir. (Kesinlikleeeeeee) - Aşk, köpeğinizi bütün gün evde yalnız bıraksanız bile eve döndüğünüzde size koşup bütün suratınızı yalamasıdır. (Yaa off hayır bu çok acımasızca ama :-))) - Aşk, Sevgililer Günü kartlarının üzerinde yazan şeyleri sevgilimize soylemek ama başkalarına söylerken yakalanmamaktır. (eheheheheh seni gidi seni) - Birine aşıksanız, kirpikleriniz hareket ettikçe gözlerinizin içinden yıldızlar çıkar. (Süper tespit) - Eğer aşık değilseniz "seni seviyorum"demeyin, ama gerçekten aşıksanız hep "seni seviyorum"diyin, hem aşıksanız hem de "seni seviyorum" demiyorsanız çok ayıp. (Anlayan anlamıştır bile... :-)))  -En genç oğlunuz, hani şu 22 yaşında olan, o kaç yaşındaydı? -Fotoğrafınız çekilirken orada mıydınız? -Savaşta ölen kardeşiniz mi yoksa sizmiydiniz? -Yalnızmıydınız yoksa kendi başınıza mıydınız? -Çarpışma anında araçlar birbirinden ne kadar uzaktaydı? -Kaç defa intihar ettiniz? Soru: "Merdivenler alt kata iniyordu öyle mi? Cevap: "Evet" Soru: "Peki yukarıya da çıkıyorlarmıydı?" Soru: "3 çocuğu vardı, öyle mi?" Cevap: "Evet" Soru: "Kaç tanesi erkekti?" Cevap: "Hiçbiri" Soru: "Peki kız varmıydı?" Soru: "Mr. Slatrey, balayına gittiniz değil mi?" Cevap: "Evet Efendim, Avrupa'ya gittim" Soru: "Peki eşinizi de götürdünüz mü?" Soru: "Gördüğünüz kişiyi tarif edebilir misiniz?" Cevap: "Orta boylarda sakallı biriydi" Soru: "Peki erkek mi, kadın mıydı?" Soru: "İlk evliliğiniz nasıl sona erdi?" Cevap: "Ölümle" Soru: "Peki hanginizin ölümü?" Soru: "Bütün cevaplarınız sözlü olmalı, anlaşıldı mı? Şimdi söyleyin bana hangi okula gittiniz?" Cevap: "Sözlü" Soru: "Otopsiye başladığınız saati söyleyebilir misiniz?" Cevap: "Otopsi sabah 8:30 civarında başladı" Soru: "Ve bu sırada Mr. Dennington ölüydü, değil mi?" Cevap: "Yooo, masanın üzerinde oturmuş kendisine neden otopsi yaptığımı merak ediyordu." Soru: "Doktor, otopsiye başlamadan önce nabzı kontrol ettiniz mi?" Cevap: "Hayır." Soru: "Kan basıncını kontrol ettiniz mi?" Cevap: "Hayır." Soru: "Solunumu kontrol ettiniz mi?" Cevap: "Hayır." Soru: "O zaman hastanın otopsi esnasında halen yaşıyor olma ihtimali var, öyle değil mi?" Cevap: "Hayır." Soru: "Bundan nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?" Cevap: "Çünkü beyni yanımdaki kavanozun içinde duruyordu." Soru: "Ancak buna rağmen halen hayatta olamaz mıydı?" Cevap: "Tabii, belki de hayattaydı ve bir yerlerde hukuk master'ı yapıyordu   October 23 Sevgiliye Mektup... Ayrilik diye birsey yok; bu bizim yalanimiz. Sevmek var özlemek var...Simdi nerdesin? Ne yapiyorsun? Günes coktan dogdu, uyanmis olmalisin. Fotograflara bakarken beni hatirladin degilmi? Sadece özlemliyim ve bekliyorum... Zamani hatirlatan her seyden nefret ediyorum. Ilk defa göz göze geldigimiz günü hatirliyormusun? Kacamak bir bulusmaydi bu gözlerimizin... Seni istiyordum biliyordun... Bakislarin duygulu, anlayisli, özlemliydi... Zaman zaman dag basinda apansiz karsima cikan bir pinardi, sanki gözlerin. Egilip su icmek istiyordum, kirpiklerinin arasindan, icime yaktigin o atesi söndürmek istiyordum... Ama o ates git gide büyüdü iste! ......... Bey birazda siz insaf edin artik. Benim yanacak yerim kalmadi! Inanamiyorum sen varmiydin? Inanamiyorum bir türlü tuttugum senin ellerinmiydi? Öptügüm senin dudaklarinmiydi? Kimbilir? Belkide yoktun ve ben bir rüya görüyordum... Artik aldanmak istemiyorum... Beni sevgilerin ölümsüzlügüne inandir. Hic aldatmasaydin, hic yalan söylemeseydin. Ama aldattin, ama söyledin. Yinede aldattigini senden ögrenmeliydim...Önce! O zaman ölsemde mutlu ölürüm inan! Birazda olsa inanmis ölürüm. Ne seni unutabiliyorum, ne de o koskoca iki sene boyunca senden kalanlari! Basimin icinde bir tümör gibi büyüyorsun! Seni unutamamanin verdigi acilara dayanamiyorum artik! Unutamamanin bu kadar kahredici, cildirtici oldugunu bilemezdim. Her yerde her zaman benimle birliktesin. Isin kötüsü hersey seni hatirlatiyor. Beni sev demiyecegim ama onuda o seytanida sevmemeliydin... Gün oluyor seni unutabilmek icin bu sehirden cok uzaklara gitmek istiyorum. Hic birsey seni hatirlatmasin diye. Gün oluyor anliyorum bu sehirden senden kacmanin faydasizligini... Sen unuttun ama unutulmadin... Bense unutuldugumu biliyorum...fakat unutamiyorum... Inan unutabildigim gün seni yeniden ve dahada cok sevmeye baslayacagim... Icimde biraktigin eziklik yeter artik! Artik seninle degil verdigin acilarla avunacagim. Seni bütün arzularin üzerinde, bütün özlemlerin ötesinde sevecegim. Sensiz bir dünya yaratacagim...Senden! Dünya duracak ama sen durmayacaksin... Zaman bitecek ama sen bitmeyeceksin... Birgün bütün cicekler solacak ama sen solmayacaksin! Sen eksilmeyeceksin... Ölümsüzlügün kapilarini aciyorum sana anliyormusun? Daha düne kadar ayri ayri heryerini seviyordum... Ellerini tuttugum zamanlar ürperdim. Basim dönerdi gözlerine bakinca, dudaklarin dudaklarima deyince yeniden dünyaya getirirdi beni. Al iste hepsini sana birakiyorum... Güzelliginde senin olsun erkekliginde. Göreceksinki; birgün heryerin su mektuplar, su resimler gibi kül olup dagilacak! Unutma seni sevdigim icin ölebilirdim...Ama seni sevdigim icin yasayacagim! Biraz sonra senden kalan resimleride yakicam ama yakamamki cünkü seni seviyorum yinede bir kibrit cöpü gibi hayatindan cekiliyorum... Herseyiyle onu sana birakiyorum... Hayatin senin artik! Ben yasadikca adim söylendikce BENİ SENSİZLİGE VE KENDİMİ SANA MAHKUM EDİYORUM...   October 19
Askve arkadaslik bir gün yolda karsilasirlar ask, kendinden emin bir sekilde sorar; Ben senden daha samimi ve daha cana yakinim sen niye varsin ki bu dünyada? Arkadaslik cevap verir "sen gittikten sonra biraktigin gozyaslarini silmek için...." Bütün sevdiklerinize ithafen sunlari göz önünde bulundurun: Eger bu sabah hastalikli degil de saglikli uyanmis iseniz, bir hafta sonrasini göremeyecek olan bir milyon insandan daha sanslisiniz. Bir harp tehlikesi ile, iskence görmek ihtimali ile sag kalma korkusu ile karsi karsiya degilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz. Buz dolabinizda yiyeceginiz, üzerinizde elbiseniz, basinizi sokup uyuyabileceginiz bir eviniz varsa, dunyadaki insanlarin cogundan daha zenginsiniz. Bankada ve cuzdaninizda para varsa, dünyanin en imtiyazli % 8'i arasindasiniz. Anneniz, babaniz sag ise ve bosanmamislarsa, siz bu dünyada nadir kisilerden birisiniz. Bu mesaji okuyabiliyorsaniz bu demektir ki; Birisi sizi düsündü ve bunu gönderdi..Çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kisiden biri degilsiniz.
*Paraya ihtiyacin yokmus gibi calis.. *Kimse seni üzmemis gibi sev.. *Kimse seni seyretmiyormus gibi danset.. *Kimse seni dinlemiyormus gibi sarki söyle.. *Cennet dünyadaymis gibi yasa..
Bu mesaji dostlarina gönder. Göndermezsen hicbir sey olmaz korkma ama gönderirsen, belki bunu okuyan birisi gülümser...Bu hafta ulusal arkadaslik haftasi.. Arkadaslariniza onlari ne kadar düsündügünüzü gösterin! Bunu tüm ARKADAS olarak düsündüklerinize gönderin, bu mesaji size yollayana geri göndermek demek olsa bile..Eger bu mesaj size geri geliyorsa, arkadas çevrenizin gerçek arkadaslardan olustuguna inanabilirsiniz.
Hiç bir zaman arkadassiz kalmamaniz dilegiyle. |
Askve arkadaslik bir gün yolda karsilasirlar ask, kendinden emin bir sekilde sorar; Ben senden daha samimi ve daha cana yakinim sen niye varsin ki bu dünyada? Arkadaslik cevap verir "sen gittikten sonra biraktigin gozyaslarini silmek için...." Bütün sevdiklerinize ithafen sunlari göz önünde bulundurun: Eger bu sabah hastalikli degil de saglikli uyanmis iseniz, bir hafta sonrasini göremeyecek olan bir milyon insandan daha sanslisiniz. Bir harp tehlikesi ile, iskence görmek ihtimali ile sag kalma korkusu ile karsi karsiya degilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz. Buz dolabinizda yiyeceginiz, üzerinizde elbiseniz, basinizi sokup uyuyabileceginiz bir eviniz varsa, dunyadaki insanlarin cogundan daha zenginsiniz. Bankada ve cuzdaninizda para varsa, dünyanin en imtiyazli % 8'i arasindasiniz. Anneniz, babaniz sag ise ve bosanmamislarsa, siz bu dünyada nadir kisilerden birisiniz. Bu mesaji okuyabiliyorsaniz bu demektir ki; Birisi sizi düsündü ve bunu gönderdi..Çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kisiden biri degilsiniz.
*Paraya ihtiyacin yokmus gibi calis.. *Kimse seni üzmemis gibi sev.. *Kimse seni seyretmiyormus gibi danset.. *Kimse seni dinlemiyormus gibi sarki söyle.. *Cennet dünyadaymis gibi yasa..
Bu mesaji dostlarina gönder. Göndermezsen hicbir sey olmaz korkma ama gönderirsen, belki bunu okuyan birisi gülümser...Bu hafta ulusal arkadaslik haftasi.. Arkadaslariniza onlari ne kadar düsündügünüzü gösterin! Bunu tüm ARKADAS olarak düsündüklerinize gönderin, bu mesaji size yollayana geri göndermek demek olsa bile..Eger bu mesaj size geri geliyorsa, arkadas çevrenizin gerçek arkadaslardan olustuguna inanabilirsiniz.
Hiç bir zaman arkadassiz kalmamaniz dilegiyle.  | |  |
|
 |
|
Sanal ask dedikleri
Ne ismi, ne adresi belli
Is, okul, sorma sakin meslegini
Kesinkes üniversiteli
Atar bir isim, der ismim Ali
Yasinida dogru söylemezki
Yirmi besindedir herdem, olsa da elli
Acaba bekar midir, evli mi
Bekarim diyecek tabi ki
Olsa da torun sahibi
Dostca baslar hersey önceleri, sizli bizli
Basbasa kalinca kacinilmaz sevda sözleri
Canisi, askisi, göz görmez baska kimseleri
Asik olursun sözlerine, o birtanesi
En güzelidir sasida olsa gözleri
Belki de kaba saba biri, bilemezsinki
Görmek istersin sekli semalini
Gönderir katalogtan bir mankenin resmini
Ates düser yürege bir kere, neylemeli
O´da sever Allah icin, dört eder iki kere iki
Gün gelir kesilir ses soluk, acaba nerdedir ki?
Her gece yanindayken yoktur artik eseri
O simdi yepyeni nick´li
Tümüyle degistirmis kimligini
Sen günlerce bekle gelir belki
Ugrar arada sanada cani istedimi
Atar bir sürü gecersiz bahaneleri
Bilirsin, yalandir her kelimesi
Yine anlatir bir sürü ask hikayesi
Seninleyken bile baska masada akli fikri 
Ya mesaj yazar, ya acmistir MSN´i
Sakin ha sakin sitem etmemeli
Aninda vurur en igneli sözleri
Ah sanal alem ah, sana ne demeli
Seninle yasaniyor asklarin en güzeli
Acilar senden gelir bal kaymak gibi
Her tatli söz bozduruyor tüm tövbeleri
Kimin eli kimin cebinde belli degilki
Bugün sen, yarin gelecek baska birileri
Senin de ondan farkin ne ki
Ask böyle degildi, kim icat etti ekrandan sevmeleri
Ah sanal alem ah, sana ne demeli
Kabul eyle sitemlerimizi... |  |  |
|
|
|
|